AHİLER
(Emirler)
Ahi Sinan, Ahi Ebu Bekir, Yahya
Yaşadıkları dönem: Sultan Orhan Gazi - Sultan Murad Hüdavendigar devri. İbn-i Batuta M.(1332) tarihleri arasında Tavas, Muğla ve Milas seyahatinde Ahilerin zaviyelerine uğrayarak onlardan ikram gördüğünü anlatmaktadır. Buna göre Ahilerin, meşhur seyyahın seyahat yıllarında bölgede bulundukları anlaşılıyor. Menteşe'de bulunan Ahilerden 3 kişi vardır.
AHİ SİNAN: Ahi Sinan Muğla'ya bağlı Düğerek köyünde yatmaktadır. Leyne'de Ahi Sinan zaviyesi (küçük tekke) vardır. Bu zaviyenin gelirlerini vakfedenlerin oğullarından Hüseyin bin Hasan'ın harcadığına dair Şevval-1065 (M.1654) belgeye rastlanmıştır. Hatta bu belgenin tasdikli bir örneği de Muğla Vakıflar Müdürlüğündedir. Düğerek köyü vakıflarıyla bu civardaki Ahilerin merkezi durumunda olup, burada imaretleri ve bazı vakıfları da olduğu rivayet edilmektedir.
AHİ EBU BEKİR: Ahi Köyünde diğer adıyla Yatağan Nahiyesinde yatmaktadır. Bu köyde Ahi Ebu Bekir Zaviyesi bulunmaktadır.
Bu zaviyeye ait vakıfları ve tekke şeyhliğini Rufaiyye Tarikatından Şeyh Hasan'ın yürüttüğüne dair H.1280 (M.1863) tarihli bir berat (yetki verildiğine dair ferman) görülmüştür. Ahi köyünde Ahi Ebu Bekir'in mezarındaki kitabe bundan 35 sene önce aynı köyden Hacı Mustafa Ağa'nın damadı Milaslı İlyas tarafından konulmuştur. Fakat gerçekte o mezarın Ahi Sinan'a ait olmadığı ve halen aynı köyde olduğu, ancak nerede yattığının bilinmediği de rivayet edilmektedir.
AHİ YAHYA: Muğla'daki Yusuf Efendi Mektebindeki çamlık altında yatmaktadır. Yanında Rodoslu Hattat Mustafa Efendi'nin küçük yaşta ölen oğlu da yatmaktadır. Adı geçen şahısların Ahiler devrine ait kimselerden olduğu anlaşılmaktadır.
Ahiler Anadolu Selçuklularının yıkılışlarına oğru ortaya çıkmışlar ve idareleri Osmanlı İmparatorluğunun ilk yıllarına kadar devam etmiştir.
Bunların ortaya çıkışları şöyle olmuştur. Bu Ahiler Rufayi Tarikatına bağlı olduklarını söyler ve ;
(Dört Kutub'un ikincisi tarikat piri,
Alemlerin babası seyyid Ahmed-er Rufai el-Hüseyni)
Hazretlerine mensup olduklarını iddia ederlerdi. Bu nedenle insani inançlarla donanmış olarak görünürlerdi. Türkçe kardeşler anlamına gelen Ahiler kelimesini kullanırlardı. Yabancılardan sırlarını gizlerler, fakirleri ve yoksulları koruyup gözetirlerdi. Bu nedenle her tarafta imaretleri bulunurdu. Haberleşme bazı işaret ve şekilleri kullanırlardı. Zengin oldukları Ankara'nın büyük çiftlikleri ve arazileri ona ait idi.
Mutlak bir kardeşlik inancına bağlı olan Ahiler'in reisleri okur-yazar kimselerden olurdu. Yaşadıkları asrın en bilgili ve en ahlaklı kişileri olmaları dolayısıyla halk tarafından sevgi ve muhabbetle karşılanırlardı.
Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar tarafından merkezi olan Engürü (Ankara) şehir H.776 (M.1374) tarihinde zapt edilmiş ve çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu tarihte itibaren idari yönden tarihten silinmiştir.
Muğla Düğerek Ahi Sinan minaresinde bulunan Osmanlıca Kitabede şöyle derki;
Hacı imam zade, Hacı molla Mehmet etti delalet gördü Ehali-i Karyadan bi hayli Gayret Düğerek camiinin minaresinde okunan ezandan bulsun Teranet minarenin hitamı 1305 Ağustos ayına etti isabet.
Not : Osmanlıca da Ü ve Ö harfleri V anlamı taşıdığı söylenmektedir.
Emir : Araplarda ve daha başka ülkelerde Müslüman bir kavmin şehir veya ülkenin başı
Aralarında Töre dil ve kültür ortaklığı bulunan boy ve soy bakımından birbirine bağlı insan topluluğu
Ahi : Cömert eli açık
Ahilik : gı kökü Türk töresinde olan ve Anadolu da yüksek bir gelişim gösteren esnaf zanaatçı çiftçi gibi bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
Araziyi vakfetmiş ellerini semaya açar "Yarabbi" der....... Döğerekliyi neden yarattın
Rufailik : Ahmet Rufai'nin kurduğu bir Tarikat.
Seviyesi küçük TEKKE
Ahi Sinan camiindeki yazıda olan sözlerin anlamı sözlük karşılığı
(S.Ö. Arşiv)
NOT: 1940 yılında basılan Muğla Dergisi'nden alınmıştır.
Arşiv: S.Ö.
Makalenin original halini indirmek için tıklayınız
Makaleyi döküman olarak indirmek için tıklayınız |