AVCILAR
Geçmişte Eşkıya olarak tanınan İsmail Efe mavzer tüfeğini elinden bırakmayan hedef aldığı yeri uzak mesafeden vuran sincap gibi hareketli zayıf vücutlu bir kişiymiş. Aydın iline kestirme yollardan günü birlik gider ve dönermiş. Bir gün işlediği vukuattan dolayı mahpushaneye girer. Duruşma gününü beklemeye başlar. Hakim karşısına çıkacağı gün yaklaşınca mahpushane bacasından bir gece firar eder. Karar verecek hakimin yatak odasına bacadan süzülür iner hakim bey ve hanımı şaşakalır. Derki yarın benim duruşmam var ağır bir karar vermemen için sizi rahatsız ediyorum. Deyince hakim bey de şöyle der benim elimden gelen bir şey yok. Senin hakkında kararı öbür hakim arkadaş verecek. Der bir kese altın bırakır. (Hakim beyin bu bir kese altını almadığı söylenir.)Öbür hakim beye de ulaşır durumu anlatır. Ve mahpushaneye aynı yerden geri döner. Ama mahpustan kaçtığını duyan köylülerin tütün tarlasına çekinerek gittikleri ve bu vukuattan beraat ettiği söylenir.
Belirli aralıklarla keyif oturağı kahvesinde yakın çevrenin efeleri toplanırlar yerler içerler istişare ederler ağaçların kovuklarından kurşun geçirme hedef vurma atışı yaparlar. Eşkıya İsmail Efe, hedefi 12 den vururmuş. Avcılığı ile de ün yapan, Avcı oğlu İsmail soyadını Avcı koymuş böylece avcılar sülalesi de oluşmuş olduğu söylenir.
S.Ö
tüm lakaplara dönmek için tıklayınız...
|